20 Nisan 2013 Cumartesi

SAĞ ELİM



Televizyona dalmışım. Kafamı çevirdim, sağ elim pencere kenarında. Şehir manzarası çok güzel ama umrumda değil. Yanan sigarama dalıyorum. Birkaç evin ışığı yanıyor. Işığı yanan ne kadar ev, dükkan vs.. varsa onlara dalıyorum.. karanlık bir aralıktan ışıkları yanan tren geçiyor.  Yokuşlardan inen arabalar var. Lunapark gibi keyifli bu görüntüye dalıyorum. Alt katta birileri sohbet ediyor. Aynı insancıl acılarını, farklı bir dille anlatıyorlar..  Gecenin bu vaktinde uyumamış çocukların sesleriyle yüzüm gülüyor… Sessiz sedasız, alçak kahkahalarla  muzur  planlarını anlatıyorlar. Bir sokakta köpek havlıyor, muhtemelen sahibini korumak için. Bir de ben varım. Bu bilindik sahneleri tekrar tekrar izleyip, yeni bir şey keşfetmeye çalışmamın nedenini sorguluyorum.  İçimdeki şehrin ışıklarını az da olsa yakabilmek için,  çoğu vaktimi enerji depolayarak geçiriyorum. Işıklarımı yaktığımda şu an baktığım şey her ne olursa olsun, bir daha asla, şimdi, şu an göründüğü  gibi görünmeyecek.. hiç bir şey  1sn önce göründüğü gibi olmayacak..  Her saniye bir şey kaybediyorum, birileri başka bir yerde bir şeyler buluyor.. Kaybetmek o kadar da kötü değilmiş diye düşünüyorum..  Sadece bazen hissettiklerime tercüman olamıyorum, yakalayamıyorum, yetişemiyorum. Ya o!  Diyorum.. ya onu kaybedersem ve kimse bulamazsa… nereye  gider… Büyüyorum, büyüdükçe daha çok kaybediyorum.. ışıklarım sönüyor, muzur kahkahalarım yok oluyor..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder