10 Ekim 2013 Perşembe

papatya falımız




İyi gidiyor, kötü gidiyor, iyi gidiyor, kötü gidiyor..
Kendini görmeye başladığın andan itibaren, iyi gidiyor, kötü gidiyor..
Seneler geçiyor, iyi gidiyor, kötü gidiyor..
Seneler var önünde, iyi gidiyor, kötü gidiyor..
Basitleştiriyorsun..
İyiler zaten iyi.
Kötüleri  iyileştireyim diyorsun.
Kötüler hiçbir zaman iyi olmuyor ama sen öyle bakabilmeyi öğreniyorsun..
Sevmediğin şarkıları anlıyorsun. Sevebileceğini düşünmediğin filmleri de izliyorsun, kendini en dışarıya itiyorsun.
Olduğun yere en uzaktan bakmak istiyorsun.
Hiç sevemeyeceğini düşündüğün insanları, şehirleri, kitapları anlıyorsun. İyi yada kötü..
Gerçeği görmek için senelerini, iyilerini, kötülerini veriyorsun..
Gerçeği görmek için bütün hayatını en uzağa itebiliyorsun..
Basitlik istiyorsun. Çocukken olduğu gibi..
Sevemediğine “kışt!” sevdiğine “hişt!” diyebilmek..
Ama artık sevip sevmeme gibi bir lüksün olmadığını farkediyorsun.. 
Gerçeklik için tek yol anlayabilmek..
Böyle böyle, bir iyi gidiyor, bir kötü…
Üstelik çok sessiz gidiyor..
Gece yarısı tuvalete kalkan bir çocuk gibi, odana dönerken çaktırmadan karanlık koridorlara bakıyorsun..
Olmadığına inandığın canavarları görmemek için dua ediyorsun..
Derken bir ses geliyor yan odadan!
Esniyor baban..
Annen sesleniyor..
Raki kapıyı aç diye patilerini kapıya vuruyor..
İyi gidiyor, iyi gidiyor, iyi gidiyor…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder