18 Nisan 2011 Pazartesi

rakılı mezeli

Hımmhııııhııııhıııımmmmm LAAAlaaaLAAAlaaa Ah! Pardon siz mi gelmiştiniz? Korkuttunuz beni. Ne ara içeri girdiniz? Hiç fark etmemişim… Buyurmaz mıydınız? Ayakta kalmışsınız…
Herkes ama herkes! Dostların, arkadaşların, canın… Böyle gelmediler mi? Birden, fark ettirmeden…
Sen ne olduğunu anlamadan, farkına varmadan çıkmadı mı o kelimeler?  Dostum! Sevgilim! Canım!
Ne güzeldi….Evin balkonunda oturulurdu yazları kahveler yapılırdı , dedikodular pişerdi, erkekler çekiştirilirdi, fallara bakılırdı…kız kıza sohbet hiç bir şeye değişilmezdi…Sevgili yeni hediye almış, o barda şu varmış, ah o elbise ne şık mış! ne oldu da hayat değişti? Ne dedin!!! O seni terk mi etti? Gidicek misin şimdi? Ruhunda gaz birikti değil mi? Anlıyorum seni. Hem boşver! Allahından bulsun o deli…
Sen ona öğüt verdin değil mi? Çok sevdin onu her şeyini paylaştın, arkadaşlarına anlattın.” Benim en yakın arkadaşımdır”.  “yıllardır tanırım öyle şey yapmaz!”  “çok iyidir,çok tatlı” “tanıştırayım sevgilim”
Gel zaman git zaman bir de baktın onlar gitmiş, söylenilenler unutulmuş, ama verilen sözler tutulmuş… yerine yenileri eklenmiş veya eklenmemiş. Hem kızgın  da değilsin hiçbirine. Sen değimliydin söyleyen “buyurun, oturun” diye. Şimdi özleme zamanı onları, o dostları, o sevgiliyi. Hem artık büyüdün. Boşa harcayacak vaktin mi var senin! İş güç çok birikti zaten. Kendine yönelmelisin. Hem arada buluşursun, görürsün onları. Yapılır yine şaraplı, rakılı kız dedikoduları… “şu şarkıyı söylesene” , “ kırmızı  oje nerdeeeeeee!”  “ yaaa ağlama artık nolur üzme”  
Tamam  o zaman işlerimizi bitirelim, geleceğimizi sağlamlaştıralım, yeni eski dost, sevgili yapalım. Hayat koşsun biz ondan hiç geri kalmayalım. Ama bi dakika ben hayatın içinde değil miyim? O zaman ben onun önünden gitmeliyim. Yön vereyim ona mesela…evet evet! Yapabilirim!  E hadi o zaman “en kısa zamanda” söz verilsin, toplanılsın o bilinen yerde, masalar kurulsun rakı lı mezeli , yeni sevgili de olsun, eski sevgili de dostunun çaktırmadan sorusunda. “biliyo musun” densin “şöyle olmuştu… sevgiliye “balık” densin, kadehler tokuşturulsun, istek şarkılar söylensin, haydari gelsin fava gelsin! Kız kıza lavaboya gidilsin, masum masum “o” çekiştirilsin, Nasıl sence diye sorulsun, kıkır kıkır gülünsün. Her şey olsun o masada  rakı  da, balık da…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder